God of Slaughter - Bölüm 11

28 Nov. 2018 ·  HappyNow

 

Çeviri : www.lightningnovel.com 

Bölüm 11 : Karşılık vermek


Her çesit agaç ve bitkiler dolu olan Karanlik Orman'da bir grup insan toplanmaya baslamisti. Mo ailesinden gelen savasçilar etrafa dagilmisti ve belirlenen bölgelerinde Shi Yan'i ariyorlar. Hepsinin yüzlerinde ciddi bir ifade vardi.
Mo Yanyu'nun yüzü her zamanki gibi soguktu. Keskin bir sesle emretti: “Simdi! Gidin o piçi bulun! Izini bulduktan sonra, mavi duman bombasini patlatin! Onunla bireysel olarak savasmayin!”
"3 gün oldu ve hala o adami bulamiyoruz, ama onun izlerini bulmaya devam ediyoruz. Izlerini kapatamiyor mu, yoksa kasten bizimle oynuyor mu?" Üstat Karu, Shi Yan'in hileleri tarafindan rahatsiz olmus bir ifadeyle söyledi.

Son birkaç gündür bütün askerler Karanlik Orman'da Shi Yan'i ariyordu. Aralarinda geride biraktiklari ayak izlerini ve kirik agaç dallarini arada sirada görebilirlerdi. Günlerce bu bölgede olmaliydi, ama ne kadar çok aradiklari önemli degildi, hiçbir sey bulamadilar, hatta Shi Yan'in nerede oldugu hakkinda en ufak bir ipucu bile bulamadilar.

"Daha büyük bir alani arayin!" Mo Yanyu çok kizdi ve yeni emriyle bagirdi: "Buradan baslayin ve ayri ayri arama yapin! Elinizden geleni yapin! Onu gördügünüzde, mavi duman bombasini patlatin! Aninda orada olacagim!"

Mo ailesinin savasçilari itaatkâr bir sekilde emirleri yerine getirdi.

"Yer Ejderini yalniz birakmak iyi bir fikir mi?" Usta Karu kaslarini çatti ve söyle dedi: "Tüm ilaç siseler ejderhanin yaninda. Eger bu çocuk benim ilaçlarima ulasirsa, basima halledebilecegimden daha fazla belaya neden olabilir."
"Usta Karu, endiselenme. Toprak Ejderhasi Johnson ve diger yedi savasçi tarafindan korunuyor. Johnson çoktan temel alemin Üçüncü kademesine ulasti. Bu pislik onun dengi degil." Mo Yanyu gururlu bir ifadeyle söyledi.
Usta Karu onaylama anlaminda basini salladi ve daha fazla bir sey söylemedi.
Mo ailesinin savasçilari daha genis alani ve daha uzaklari arastirmaya baslamisti ve üyeler birbirlerinden daha fazla uzaklasiyordu. Mavi duman bombasinin bir eliyle tutan savasçilar stresli degillerdi. Eger herhangi biri Shi Yan'in izini görürse, yapmalari gereken tek sey mavi dumani salmakti. Basit Bir Görev!
Savasçilardan biri, gölgelerde yürüyordu ve Shi Yan'a öfkeli bir yüzle küfür ediyordu. Bazen basinin üstündeki agaç dallarina bakti ve sonra etrafindaki çalilari kontrol etti.
Son üç gündür bu bölgeyi ariyorlardi ve hiçbiri Shi Yan'i hiç görmemisti. Üstelik, Shi Yan, sadece temel alemdeki genç bir savasçiydi! Hala bölgede oldugunu düsünmemislerdi, hepsi çoktan gittigini düsünüyordu. Bu nedenle, tüm savasçilar bu bölgeyi tekrar tekrar aramalari onlari rahatsiz etti bu yüzden gizli olarak sikayet edip ve zamanlarini bos bir görev yaparken ziyan ettiklerini düsündüler.
Bir savasçi, yasli agaçlardan birinin altinda, kalin dallar ve yapraklarla gölgelenmisti. Bu kez, baktiginda, Hissettigi tek sey soguk, kan donduran kana susamislik ve ugursuzluktu.Birden bire, Shi Yan’in agaçtan asagi vahsi(sinsi ya da yabani de olur) bir kurt gibi atladigi, savasçinin yüzünü diziyle ezdigini görebiliyordu.
"Bang!"
Güçlü bir darbe ile, savasçinin yüzü aninda taze kanla kaplandi. Gözleri kan ve gözyaslariyla dolu bir sekilde yere düstü. Bir an için hiçbir sey göremedi.
Yapabilecegi tek sey, hançerini çilginca sallamak, panik içinde bagirmakti, "Iste burada! O burada!".
Sol elinde mavi duman bombasini serbest birakmadan önce, sol bileginden siddetli bir aci yayildi. Karsi koyamadi ve mavi duman bombasinin ondan alinmasina izin verdi.
"Boom! Boom! Boom!"
Shi Yan, simdiye kadar ki en acimasiz haline bürünmüstü. Farkina varmadan önce gözleri koyu kirmizi bir renge dönüsmüstü. Savasçinin etrafinda hizlica hareket etti, rasgele biçaklamalarindan siyrildi ve yüzünde hiç durmadan merhametsizce vurmaya devam etti.
Içsel enerjisinin bacaklarinin her iki tarafina da vahsice akmasiyla, Shi Yan'in her vurusu demirden bir çekiçle vuruyormus gibi güçlüydü. Böyle güçlü saldirilar altinda, savasçinin nefes almayi birakmasi için sadece bes tekme yeterliydi.
Bunu gören Shi Yan, ölü savasçiya dogru ilerledi ve hançeri cansiz elinden aldi. Sakin ve soguk bir ifadeyle, hançeri salladi ve savasçinin boynuna dogru bir biçak darbesi indirdi.

Birdenbire, savasçinin cesedinden güçlü, görünmez bir enerji dalgasi yayildi, sikinti, öfke ve panik gibi duygular birbirleriyle karisti ve hepsi bir anda disari çikti. Enerji, Shi Yan'in meridyenleri tarafindan hizla emildi. Birkaç saniye içinde, savasçinin cesedi tüm içsel enerjisini kaybetmis ve burusmus bir vücuda dönüsmüstü.
Shi Yan yine ölü bedene yaklasti. Ceplerini kaslarini çattirarak aradi ve sadece bir paket yiyecek ve birkaç düzine Mor Kristal Para buldu. Shi Yan esyalari aldi ve olay yerini çabucak terk etti.Bir yerde uzun zaman durmak istemedi, kara ormanda hizlica bir tilki gibi ilerledi ve çok geçmeden agaçlarin arasinda kayboldu.
Bu, bir erkegin hayatini ilk kez almis oldugu zamandi. Ancak, hiç gergin degildi ya da biraz bile paniklemedi. Tüm zaman boyunca sakin ve sogukkanli kaldi. Savasçinin yüzüne sertçe vurdugunda, ezici bir heyecandan baska hiçbir sey hissetmiyordu, kelimelerle tarif edemedigi büyük bir tatminle doldu. O özgürdü. Dogasi geregi bir savasçi oldugunu ve öldürmek için dogdugunu hissetti.
Öldürmenin getirdigi cosku duygusunu çok begendi, daha önce hiç yasamadigi sey en güzel ani oldu. Onu günlerce taciz eden tüm nahos hisler, o savasçinin boynunu kestigi andan aninda yok oldu.
Derinlerde, Shi Yan bunun dogru olmadigini ve vücudunda bir sorun olmasi gerektigini biliyordu. Normal bir insan, ilk kez birini öldürdügünde ne bu sakin ve istikrarli olmaliydi ne de sarhos edici heyecan ya da mutluluk hissi duymaliydi.
Savasçinin cesedinden gelen içsel enerji, Shi Yan'in meridyenlerine kostugunda, yine içinde güçlü bir cinayet dürtüsü olustu. Çok geçmeden, içsel enerjisine garip bir enerji dökülüyordu, bu da onu her zamankinden daha güçlü yapiyordu ve yogunlastiriyordu.
Bu çok iyi hissettirdi!
Bes gün boyunca, Shi Yan, Karanlik Ormandaki bir hayalet gibiydi. Her yerdeydi, her zaman öldürüyordu, kesin dogrulukla. Cinayetlerin hepsi, zavalli savasçilara mavi duman bombalarini patlatma sansi vermeden sinsi saldirilarla oluyordu.
Bes gün içinde, baska üç savasçi Shi Yan'in kurbanlari oldu. Her seferinde, bedenleri kesfedildiklerinde, tümüyle mumyalanmislardi ve içsel enerjileri su gibi çekilmisti.
Mo Yanyu gittikçe daha fazla sinirlendi. Usta Karu'yla karanlik ormanin etrafinda umutsuzca aramalar yapti. Ikisi de ufukta bir kriz görmeye baslamisti.
Ilk kurbanin, yüzü korkunç bir sekilde tahrip edilmisti, kafasina zalimce bir darbe yemisti ve bazi mücadele izleri vardi.
Ikinci ve üçüncü kurbanlar için, ikisi de kalpleri ve karinlarinda birkaç acimasiz biçak darbesiyle, arkadan gizlice saldiriya ugradilar ve sadece kisa bir mücadelenin izleri vardi.
Ancak, son savasçi, bogazda net bir sekilde kesilerek aninda öldürülmüstü ve hiç bir mücadele izi yoktu.

Dört ölü savasçidan yola çikarak Shi Yan'in, öldürme konusunda giderek daha yetenekli hale geldigini anladilar. Karanlik Orman, cinayet yetenegini göstermek için mükemmel bir arena haline gelmisti. Alani kendi pisliklerini örtmek için ustaca kullanmisti. Deneyimli bir avci gibi, gizlice ormanda saklaniyordu. Bu dört savasçinin ölümü, diger savasçilari çok gerdi. Mo Yanyu ve Usta Karu da bunu ciddiye almaya basladilar. Yeni emirlerine göre, hiçbir savasçinin bireysel olarak hareket etmesine izin verilmedi. Sadece iki kisilik gruplar halinde hareket etmelerine izin verildi. Bu sekilde, eger bunlardan biri saldiriya ugramissa, digeri, daha önce gerçeklesmis olan trajedilerin önüne geçmek için, saldirilana yardima gelebilirdi.
Karanlik Orman'da, yasli yapraklari üzerine sarmis ve yapraklarin katmanlariyla örtülü olan Shi Yan, sessizlik içinde ayaklarini çaprazlayarak oturdu, yapraklarin arasindaki küçük insan figürlerinin oldugu mesafeye bakiyordu.

"Huh, daha önceki kadar aptal degiller ..." Shi Yan içinden siritti. Simdi saldirmasinin ve öldürmesinin o kadar kolay olmayacagini biliyordu.
Shi Yan atak yapmak için acele etmedi. Savasçilari bir süreligine izledi ve önceki dört savasçinin ölümünden sonra, Mo ailesi savasçilarinin iki kisilik gruplar halinde hareket etmeye basladigini, dolayisiyla daha önce oldugu gibi bir arama alanini kapatamayacaklarini fark etti. Su anda, onun yönüne gelmiyorlardi, ancak üç baska yere dogru hareket ediyorlardi.
Savasçilarin en azindan kisa bir süre gelmeyeceginden emin olduktan sonra, Shi Yan sessizce gözlerini kapatti ve enerjiyi vücudunun içinde dolastirmaya basladi. Son birkaç gün içinde Shi Yan tarafindan öldürülenlerin içsel enerjisi, öldükten kisa bir süre sonra Shi Yan'in Meridyenleri tarafindan emildi. Onlarin enerjileri meridyenleri tarafindan arindirildiktan sonra, içsel enerji, bedenine geri döndü ve içsel enerjisi tekrar iki kati güç kazandi.
Shi Yan, içsel enerjiyi bedeniyle daha hizli ve daha hizli bir sekilde, akliyla kontrol edip, akisini hizlandirmaya basladi. Içsel enerjisinin öncekinden çok daha güçlü oldugunu hissedebiliyordu, Meridyenleri boyunca vücudunun her yerinde yogun bir yildirim gibi, karnindan sag koluna dogru ilerliyordu. Shi Yan nefesini tuttu, zihnini temizledi ve tüm dikkatini içsel enerjiyi sag koluna dökerken konsantre etti. Simdi! Bu yanan enerjiyi bir kerede serbest birakti!
Kolunun içindeki enerji, dizginlerinden kaçan vahsi atlar gibi sag isaret parmagina dogru hizla akiyordu.
"Bzz bzz"
Biraz gümüs renkli hafif bir duman aniden sag isaret parmaginin disina firladi, havada garip bir ses çikardi. Hafif duman havada toplanmadi ve sönmesi sadece birkaç dakika sürdü. Shi Yan gözlerini açti, siyah gözlerinde parlayan parlak kivilcimlar ve yüzünde sürpriz bir gülümseme vardi. Içsel enerjisini vücudunun disina itmeyi basarmisti! Bu onu Temel âlemin 3. kademesine ulastigini isaretledi. Son birkaç gün boyunca yaptigi titiz uygulamalardan sonra, sonunda Meridyenleri içindeki bu tuhaf gücün yardimiyla yeni bir seviyeye ulasti. Vücudundan zorlanan içsel enerji, yogun degildi ve kendini keskin bir isin haline getiremese de, kendi içsel enerjisini her türlü öldürme silahina sokabilecekti ve dogrudan düsmani parçalayabilecekti. Içsel enerjisiyle düsmaninin organlarini parçalayabilecekti; Bu, içsel enerjisinin kontrolü ve isleyisinde bir noktaya ulasmis oldugu anlamina geliyordu.